Meryem Uzerli Röportajı

  • 03 Ocak 2017
  • 313 kez görüntülendi.
Meryem Uzerli Röportajı

Meryem Uzerli: Berlin de Bir Matematik Öğretmenine Aşık Oldum

Güzelliğiyle ve oyunculuğu ile dikkat çeken ekranların başarılı ismi Meryem Uzerli Sabah Gazetesi Pazar ekine çarpıcı açıklamalarda bulundu.İşte başarılı oyuncu demeçleri;

– 2016 sizin için nasıl bir yıldı?
– Açıkçası 2016’yı çok kolay, çok hafif, çok süper bulan bir insanla karşılaşmadım. Herkes bitsin gitsin istiyor. Bence dünya için her anlamda olaylı bir yıldı. Çok üzücü bir yıldı 2016. Bir olay oldu, tam onu atlatıp normale döneceğiz dediğimizde bir başka olay oldu. Arka arkaya şoklar yaşadık. Bir ressam olsam, bu yılı şöyle tasvir ederim: Bir yüz ve ona arka arkaya atılan tokatlar. Küçük de bir kalp çizerim, insanların umudunu anlatmak için. Umudu hiç kaybetmeyelim, birden 2017’ye gireceğiz ve dünya çok güzel bir yer olacak diye bir şey yok ama en azından umudumuzu yitirmeyelim. Herkes umutlu olursa, sevgi gönderirse, dua ederse iyi gelir. Böyle bir toplu iyiliğe ihtiyacımız var.

– Kişisel hayatınız nasıl gitti?
– Ben de bu dünyanın bir parçasıyım. O yüzden pek iyi değildi benim için de. Bazı şeyler denedim olmadı, bazı şeyler denedim olmadı, bazı şeyler denedim olmadı… Ama bazı şeyler denedim oldu! (Gülerek). Arka arkaya tokatlar gibi… Matematiksel bir hesapla, eksilerin artılardan fazla olduğu bir yıldı. Yine de tek şansımız hem kendim için hem de dünya için: Umut. Başka çaremiz yok. Tamam, ben de her sabah içimde umutla uyanmıyorum, yaşamak için içimde güç bulamadığım zamanlarım oluyor herkes gibi… Ama içimden tekrar ettiğim şey hep umut. Hayat çok büyük bir hediye, hepimiz burada misafiriz. Ne kadar zorlayıcı olursa olsun, bu hediyeyi unutmayalım.

– Türkiye’ye geldiğinizde bir anda ülkenin en çok konuşulan kadınıoldunuz. O sırada ürkek bir tavşan gibiydiniz. Ardından duruma alıştınız ama sonra birden ‘tükendiniz’ ve ortadan kayboldunuz. Şimdi daha farklı bir kadın gibi görüyorum sizi. Yanılıyor muyum?
– Ben hiç öyle görmüyorum. Ama sizin neden öyle gördüğünüzü anlıyorum. Muhteşem Yüzyıl’a imza attığımda, işimi yapmak için İstanbul’a geldim. İş çok beğenilince beni uyardılar. “Türkiye’deki magazin basını Almanya’ya benzemez. Almanya’da paparazzi yok, burada var. Başına bunlar bunlar gelir” diye anlattılar. Elbette yaşayınca şaşırıyordum ama bu projeden ayrıldığımda görüntü olarak da değiştim. Saç rengim değişti, kilo verdim, yaşlandım, olgunlaştıkça vücut hareketlerim değişti. Görüntünün değişmesi bile insanı psikolojik olarak farklı biri yapar. Yıllar geçiyor, değişmek çok doğal. Ama içimdeki şeylerden söz edecek olursak, onlar aynı. Belki Türkçem biraz daha iyi. Senin beni nasıl görmek isteğinle de alakalı bu durum. İçinde var olmayan bir şeyi başka bir insanda göremezsin. Senin bir insanda görmek isteğin neyse, öyle görüyorsun.

– Geri dönmek istediğiniz bir dönem var mı?
– Şu anda olduğum yaşımdan çok mutluyum. Bugüne kadar çok şeyler yaşadım. Hayatı tecrübe ettim. İçimdeki sesi dinlemeyi öğrendim. Bunları kaybetmek istemem. Öğrendiğim şeyleri niye geri vereyim? Daha öğreneceğim çok şeyler var. Bugüne kadar çok şey yaşadım, içlerinde mutsuz detaylar olsa bile, tecrübelerimi seviyorum. Zaten aşama aşama gelişiyoruz, hem ruhsal, hem karakter anlamında…

– Olduğunuz gibi birisiniz ve öyle davranıyorsunuz, bunun acısını çektiniz mi?
– Yooo… Bazıları bundan rahatsız oldu ama kendimi kendim gibi hissettiğim an mutluyum. 10 yıl önce işler biraz daha farklıydı. Pek de bir arada olmak istemediğim insanlarla aynı ortamda olduğum durumlar oldu. Ama bunu sevmiyorum. Yanında kendim gibi olabildiğim insanlarla yakın olabiliyorum. Ortamda garip bir enerji hissettiğim an, “Bunu yapamam, şunu konuşamam, bunu giyemem, espri yasak” gibi duygular içine giriyorum.

– Sizin her şeyinizi bilen bir arkadaşınız var mı?
– Her şeyimi bilen kimse yok. Kimseyle paylaşmadığım nadir şeyler var, içimde… Bu dünyada kimse bilmez. En yakınım olan üç arkadaşım var, birbirimizi çocukluğumuzdan beri tanıyoruz.

– Onlar esas Meryem’i tanıyanlar…
– Normal hayatımda o yüzden sosyal medyayı seviyorum. İnsanlar bizim ekran önündeki, süslenmiş, pırıl pırıl hallerimizi görüyor. Ya da oynadığımız karakterlerimizle bizi içselleştiriyor. Ya da medyanın yansıttığı halimizi. Ama sosyal medyada kendim gibi olabiliyorum. Stratejik hareket etmediğimde bazılarını mutsuz edebiliyorum ama ben böyleyim.

Berlin’de bir matematik öğretmenine aşık oldum

– Aşk konularına girmek istiyorum. Meryem Uzerli kolay âşık olur mu?
– Çok nadir âşık oluyorum. Eskiden daha hızlı âşık oluyordum, vitesi geri aldım. Daha gençken âşık olmak ne kadar kolaydı. Bir şey hissediyorsun, yaşıyorsun, hiç önyargılı olmadan, paranoyaklaşmadan. Tamamen duyguydu her şey. Sonra hayat tecrübeler yaşatıyor. Kalbim hâlâ açık. Kalbimi hâlâ yumuşak tutmaya çalışıyorum. Dünya kalbimi sertleştirmeye çalışıyor ama ona izin vermiyorum. Her karşılaştığım insana, tertemizmiş gibi yaklaşmak istiyorum. Temiz bir sayfayla başlamak istiyorum. Tecrübeler o sayfayı kirletiyor ya. Tecrübelerimi ve hatalarımı unutmuyorum. Ama duygusal anlamda ne hata olabilir ki? Çünkü motivasyon temizdir. Bugüne kadar kiminle ne yaşadıysam motivasyonum temizdi, duygusaldı, kalbimden gelen bir dürtüydü. Sonuç belki olmadı. Sonuçta birbirinden farklı iki kişi karşılaşıp birden aynı yolda gitmeye çalışıyorlar. Dünyanın en büyük mücadelesi… Olmayınca olmuyor. Eskisi gibi hızlı etkilenmiyorum ve âşık olmuyorum.

– Nasıl insanlar sizi etkiler? Sonuçta ünlü birisiniz ve bu illüzyona kapılıp gelen de çıkıyordur karşınıza…
– O konuda biraz takıntılı oldum. Gerçekten beni gören ve hisseden bir kişi mi, yoksa imaj halime gelen biri mi? Oyuncu Meryem’den etkilenen birinin kalbime girmesini istemem. Gerçek benden etkilensin. Etkilendiğim erkeği, uzun, kısa, güçlü, güçsüz, yakışıklı, çirkin, zengin, fakir diye ayıramıyorum. Enerji meselesi bu. Muhteşem Yüzyıl döneminde Berlin’de bir matematik öğretmeniyle tanıştım ve çok etkilendim. Buluştuk, kahve içtik, yemeğe çıktık, bisiklet turu yaptık, her şey çok güzeldi. Sonra beni Google’da araştırdı ve devam etmek istemedi. Fazla geldi ona. Üzüldüm. Nasıl korktu! “Sen zaten beni bırakacaksın, ben sıradan bir matematik öğretmeniyim, senin Türkiye’de çok farklı bir hayatın var” dedi ve kendini bu duyguya kapattı! Oysa benim için önemli değildi. Böyle durumlar yaşayınca çok üzülüyorum. Bu bana uygun değil ya da uygun diye hareket etmek istemiyorum. Belki de bu yüzden aşk işlerinde hep çuvalladım (gülüyor). Ama en azından duygularımla yaşadım. Ya olursa… Denemekten vazgeçmem.

DÜŞEYİM, SALDIRSINLAR BANA!

– Muhteşem Yüzyıl’ın ardından yaptığınız dizi çok da ses getirmedi…
– Muhteşem Yüzyıl’dan önce 10 yıl boyunca tiyatroda oynuyordum. Televizyon işlerim vardı ama tiyatro daha ağırlıktaydı. Tiyatroya oyunu izlemeye bazen beş kişi gelirdi, bazen 500 kişi. Bazen kimse gelmedi, oynamadan tiyatroyu kapattık. Muhteşem Yüzyıl öncesinde bir oyuncu olarak zaten inişler çıkışlar yaşadım. Böyle milyonlarca insanın önünde değildi belki ama kendi kişisel kariyerimde bunları yaşadım. Benim için acayip başarılı olma, acayip başarısız olma duyguları hissiyat olarak tanıdık. Bir sanatçıyım. Çok başarılı işlere denk gelebilirsin, gelmeyebilirsin de. Muhteşem Yüzyıl’dan sonra bir ara vermiştim, hamile olduğum için Almanya’ya gittim. Sonra Lara doğdu. Birçok teklif geldi. Kendimi hazır hissetmedim. Sonra bir projenin içinde yer almam istendi, senaryoyu bilmiyordum, kiminle oynayacağımı bilmiyordum ama iyi bir şey olacağını hissediyordum. Çünkü bu teklifi yapan insanlar iyi kalpliydi, tanıyordum. Deneyelim diyerek yola çıktım. Hayatta korkarak hareket etmek istemiyorum. “Bunu denersem çok başarısız olurum, sonra basın bana saldırır” diyerek sadece sağlam projelere girmek istemiyorum. Hayat çok kısa, düşeyim ve saldırsınlar bana. En azından, sanatçı olarak denemek istiyorum. Bana hiç yakışmayan saçma bir rol de denemek istiyorum.

– Özgür olmak istiyorsunuz anladığım kadarıyla…
– Korkarak hareket edersem sanatçı olamam. Seyirciyi de çok iyi anlıyorum, beni Muhteşem Yüzyıl öncesinde tanımıyorlardı. Tiyatro kariyerimi bilmiyorlar. Onlar beni Hürrem olarak gördüler, güçlü bir karakter olarak. Enerji olarak da bana uygundu. Sonrasında birçok açıdan olmayan bir işte beni gördüklerinde, hayranlar, takip edenler hayal kırıklığına uğradı, bunu da çok iyi anlıyorum. Onlar için üzüldüm ama benim için üzücü bir olay değildi dizinin tutmaması. Denemek istiyorum, ya çok güzel olursa? Bir şeyleri garanti altına almaya çalışırken hayat geçiyor.

– Araplar size ev hediye etmiş…
– Keşke! (gülüyor) Bugüne kadar çıkan haberlere bakarsanız, 10 ev hediye edildi bana. Ne güzel olurdu. Anneme, babama, abilerime, ablama, kızıma verirdim. Bir tane ev gelmedi bugüne kadar (gülüyor). Bir insan gözünün önünde olduğu zaman hakkında konuşulanların üstüne hep ekleniyor. Kulaktan kulağa oyunu gibi, ilk söylenen kelime sona gelene kadar başka bir şey olur ya…

– Çok büyük paralar kazandığınız yazılıp, çiziliyor…
– Hepimiz bu dünyada iş yapıyoruz. 24 saat çalışan, doktor ve hemşireler var. Bu insanlar hayat kurtarıyor, benden daha fazla kazanmaları lazım. Güzel bir projeden kendime göre güzel bir para kazandıysam, bunu ailemle ve arkadaşlarımla nasıl paylaştığım önemli. Çünkü bir gün hepimiz gideceğiz, hiçbirimiz yanımıza para alamayacağız. Allah da parayla ilgilenmediği için, biz de ilgilenmeyelim.

BURAYA GELDİĞİMDE TÜRK KANIM KAYNIYOR

– İstanbul’a ilk geldiğiniz dönem farklı bir kültüre girmiş gibi hissetmiş miydiniz?
– Hayır, burada öyle hissetmedim. Babam Türk. Küçüklüğümden beri ezan sesi olan kasetlerle uyudum. Ailemle iki yılda bir Türkiye’ye tatile geldiğimizde, tüm camileri gezdim. Ya da başka bir ülkeye yerleşiyorsun, orada farklı kültürel kurallar var. Ona da saygı duymak gerekir. Böyle bir ortamda da, o toplumun kurallarına göre kendin olabilirsin. Bu noktalarda zorlanmıyorum.

– Burada yaşamak size farklı bir şeyler öğretti mi?
– Nerede olursam olayım, bu İstanbul da olabilir, Berlin de… İnsan olgunlaşınca değişir ama özü değişmez. Kalbim, düşüncelerim, hayata bakışım hep aynı, aynı kaldı. Ama nerede olursan ol, olgunlaştığın an, öğreniyorsun. İçimdeki hisse daha fazla güvenmem gerektiğini öğrendim. Ama bunun İstanbul’la bir alakası yok. Hayat tecrübemle ilgili. Mesela 10 yıl önce biriyle tanıştığımda içimdeki bir his bana, “Garip bir şeyler var burada, uzak dursan iyi olur” derdi, dinlemezdim. Artık öyle bir his belirdiğinde, iç sesimi daha ciddiye alıyorum. Sorguluyorum. Denemem gerekmiyor artık. Ama bunun adı gençlikti, deneye yanıla öğrenmiyor muyuz? Kendimi daha iyi tanıyorum. Bir daha 25 yaşımda olmak istemem.

– Berlin’de mi daha mutlusunuz, İstanbul’da mı?
– Berlin’de farklı mutluyum, burada farklı. İstanbul’da olduğum zaman, Berlin’deki arkadaşlarımı, ailemi özlüyorum. Berlin’de olduğum zaman İstanbul’da bir çevrem var, onları özlüyorum. Burada Boğaz var, inanılmaz güzel restoranlar var, farklı bir sıcaklık ve enerji var. İki şehirde farklı enerjiler var. Allah’tan uçakla çok yakın. İki taraf da kalbimde yer edindi. Kanım gibi. Damalarımda yüzde 50 Türk, yüzde 50 Alman kanı var. Buraya geldiğimde Türk kanım kaynıyor, oraya gittiğimde Alman kanım.

?TÜKENMİŞLİK DERNEĞİ’NİN YÜZÜ OLDUM

– Şimdi Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz dizisine girdiniz ama başrolde değilsiniz. Bununla ilgili bir sıkıntı hissetmediniz mi?
– Sıfır. Örneğin Annemin Yarası filminde de, biz Belçim Bilgin, Ozan Güven ve Okan Yalabık’la başrol oyuncusu Bora Aktaş’ın etrafında dans ediyorduk. Ne mutlu bize, onun hikayesini destekliyorduk. Bu işte de benim için hikaye önemli. Yarın bir hikaye okusam, orada beş lafım bile olsa içinde olmak isterim. Medya bizi başrol yapıyor. Ben sadece bir oyuncuyum. Üzerimde “Başrol Meryem” diye bir tişörtüm yok. Oktay Kaynarca ve Deniz Çakır’ı çok takdir ediyorum. Çok başarılılar. Hikaye ve oyuncular çok güçlü. Bana bu karakteri önerdiklerinde okudum ve dedim ki “Vavvvvv”. İçim gıdıklandı. İçin gıdıklandığında nasıl “Hayır” diyebilirsin? Heyecan ve tutku geliyor. Bu işi tutku için yapıyorum. Günlük hayatta yaşayamayacağım duyguları yaşattığı için bu işi yapıyorum. Yoksa elimde silahla nasıl dolaşacağım sokaklarda…

– Karakterin Suzi’den söz ediyorsunuz. Eli silahlı bir ajansınız…
– Yurtdışından gelen bir ajan. CIA gibi bir kuruluş tarafından yetiştirilmiş biri. Ve bir görevi var. Var olan oturmuş ailenin içine girip, bu görevini yerine getirmesi gerekiyor. Karakterin çok değişik noktaları olduğu için çok heyecanlandım. Sadece sert, işini yapan biri değil. İnsani taraflarını da göreceğiz. Bu kadar söyleyebilirim. Gidiyor, en normal durummuş gibi birini öldürüyor ve hayatına devam ediyor. İnanılmaz! Birinci bölümden itibaren bu karakterden etkilendim. Giderek onun içine daha çok gireceğim ve çok güzel olacak.

– Oktay Kaynarca ile ilgili izleniminiz ne?
– Süper bir oyuncu, süper bir insan. Çok rahat. Herkes birbirine yardım ediyor sette. Çok güzel bir ekip. Zaten Deniz Çakır’ı Muhteşem Yüzyıl döneminden beri tanıyorum. İnanılmaz spiritüel bir kadın, çok hassas, temiz kalpli, kreatif biri. Sanatçı olarak büyük bir iç dünyası var.

– Bir haber de çalışma saatlerinizle ilgili. Tükenmeyesiniz diye kısa saatlerde çalıştığınız söyleniyor. Bu doğru mu?
– Korkarım ki, adıma bir heykel yapacaklar, Tükenmişlik Sendromu adıyla (gülüyor). Tükenmişlik Derneği’nin yeni yüzüyüm (gülüyor). O dönem hamile olduğum için gittim. Bu tükenmişlik sendromu ise, daha çok tükenmek isterim. Dünyanın en güzel şeyi bir çocuk doğurmak. Çalışma saatlerimle ilgili söylenti aldı başını gitti, “Meryem altı saat çalışacak, yok dört saat çalışacak, yok yok iki saat!” Kaç saat çalıştığıma da karar veremediler. İki saate kadar indi. Evet, makyaj, saç yaptırıp çıkıyorum setten. Böyle bir şey olabilir mi? Gerekirse 24 saat de çalışırım. Proje neyi gerektiriyorsa, kaç saat çalışmayı gerektiriyorsa o kadar çalışıyorum. Çalışma saatlerimle ilgili bir sınır yok! Haftada bir gün çocuğuma ayırmak istiyorum sadece.

– Özcan Deniz’le de bir filmde oynuyorsunuz. Epey var vizyona girmesine ama…
– Çok farklı bir sinema filmi oldu. Bugüne kadar kimse bu tarzda bir film çekmeye cesaret etmedi. Çok kaliteli bir film. İnanılmaz bir hikaye… Trajik geriim… Özcan çok iyi bir yönetmen, onunla çalışmak çok keyifliydi. Türkiye’yi müthiş bir film bekliyor.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ