İpek Tenolcay Röportajı

  • 26 Ocak 2018
  • 206 kez görüntülendi.
İpek Tenolcay Röportajı

Ekranların ve yılların emektar oyuncularından biri İpek Tenolcay şu sıralar devam eden Tiyatro oyunlarının dışında bir de dizi projesi ile karşımıza çıkıyor. Şu sıralar Meryem adlı dizide rol alan başarılı oyuncu gerek rolü gerekse kendi hakkında Hürriyet gazetesine çarpıcı açıklamalarda bulundu.

 “Meryem” ile ekrandasınız… Hemen soralım hayatınız nasıl gidiyor, mutlu musunuz?

– “Mutlu” ilginç bir başlangıç oldu… Mutluluk “tüm özlemlere eksiksiz ve sürekli ulaşma hali” olarak tanımlanır. Yani bu dünyada gerçek mutluluktan söz etmek imkansız; ya eksik ya da sürekli olmayacağı için… Ben iyiyim şükür. Sağlığım yerinde, ailem, dostlarım var. Sevdiğim işi yapıyorum. Daha ne olsun.

 Sizi basında çok fazla görmüyoruz. Bilinçli bir tercih mi bu?

– Basına sorun valla (gülüyor)… Yeni bir projeye başladığımda ve sosyal sorumluluk çalışmalarımda basın mensubu arkadaşlarımdan destek alıyorum. Özel hayatımda ise “haber” niteliği taşıyan bir durum yok…

 Oyunculuk zor meslek. Sizi en çok hangi açıdan zorluyor?

– Her mesleğin kendi içinde farklı zorlukları var. Yaradılış özelliklerimiz ise zorluklara bakış açımızı değiştiriyor.

 Ne gibi?

– Mesela beni bu meslekte en çok zorlayan, uzun bekleme süreleri… Çünkü ben pek yerinde duramayan biriyim…

 Bu zorluğa bir çözüm buldunuz mu?

– O zamanı müziğim ve kitabımla olabildiğince keyifli kılmaya çalışıyorum. Ayrıca set arkadaşlarımla sohbet etmek, yeni tanıdığım her insandan bir şeyler öğrenmek, beni çok besliyor.

 Bir süredir tiyatro sahnesinde de görüyoruz sizi. Memnun musunuz sahnede olmaktan?

– 3 yıl önce ilk kez sezona bir dizi ile anlaşmadan girmiştim. Ben çalışmadan duramam. O sırada sevgili Uygar Özçelik aradı ve “Küheylan”ı sahneye koyacağını söyledi. Ama ben tiyatro oyuncusu değilim, bu işin eğitimini almadım. “Nasıl ezber yaparım, ya unutursam” gibi deli sorular aklımda… Panik haldeyim. Sonra dedim ki kendi kendime “Gelmişsin 45 yaşına, kaybedecek neyin var”… Aldım öğrenci pozisyonumu. Kalemimi, defterimi, tekstimi ve tabii en önemlisi yakın gözlüğümü, düştüm yola… “Oldu” dediler. Ben de o günden beri sahnedeyim. Hatta abarttım, bu yıl iki farklı oyundayım…

 Hangi oyunlar?

– Sevtekin Fikir Sanat Tiyatrosu’nda sahnelediğimiz “Kocamın Nişanlısı” ve Tiyatro Kedi’de oynadığımız “Damadım Olur musun”…

ŞAHİKA DUYGULU AMA DUYGUSAL DEĞİL

 Birçok yeni dizi varken siz neden var olan bir ekibe sonradan katılmayı tercih ettiniz?

– Benim dizim yeni bitmişti ve yeni projelerin senaryolarını okumaya başlamıştım. O sırada “Meryem”den teklif geldi. İçini rahatça doldurabileceğim zengin bir karakterdi. Beni çekti. 22’nci bölüm itibarıyla Suzan Şahika Handerson karakterine hayat vermeye başladım.

 Şahika nasıl karakter?

– Çok güçlü bir karakter. Duygulu ama asla duygusal değil. Ben Şahika’yı ıstakoza benzetiyorum; kabuğu çok sert. Ama büyüdükçe, genişledikçe kendine yeni bir kabuk oluşturacak kadar da değişime açık. Hedefe kitlenmiş ve bu yolda duygusal zaaflara yer yok.

Bazen öylece uzanıp gözümü tavana dikiyorum

 Kendinize vakit ayırabiliyor musunuz?

– Elbette kendime vakit ayırıyorum, mecburiyet bu. Başka türlü şarj olamaz ki insan. Gün sonu için hedefim, kendimle baş başa kalmaktır mesela… Evdeyken bol bol kitap okurum. Bach ya da Vivaldi dinlerim. Bazen hiçbir şey yapmadan öylece uzanır, gözlerimi tavana dikip düşünürüm. En eğlenceli aktivitem… Ve tabii dostlar…

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ