Fikret Kuşkan Röportajı

  • 29 Kasım 2017
  • 298 kez görüntülendi.
Fikret Kuşkan Röportajı

Şu sıralar Kanal D de yeni başlayan ve sezonun iddaalı dizilerinden olan Kızlarım İçin adlı dizide rol alan Fikret Kuşkan içini Hürriyet Kelebek e döktü.Kuşkan özellikle babalık hakkında çarpıcı açıklamalarda bulundu.İşte başarılı oyuncunun açıklamaları;

Öncelikle yeni projeniz “Kızlarım İçin” hayırlı olsun. Projeye dahil olma sürecinden biraz bahseder misiniz?
– Ben her yaptığım işten sonra biraz durmayı tercih ediyorum. O karakterin silinmesi, soğuması, başka bir şeye hazırlık için bu gerekli diye düşünüyorum. Bunlar olurken elime 5-6 proje gelmişti. Hepsini tek tek değerlendirdim.

Yeni proje için çok sık kapınız çalınıyor mu?
– Senede herhalde 150’ye yakın televizyon dizisi yapıliyor. Bunlar arasından nereden baksanız 30 tanesi için kapım çalınıyor.

Peki neden bu dizide karar kıldınız?
– Ali Gündoğdu ile konuştuk. Bana diğer işlere teşekkür etmemi söyledi. Ben de öyle yaptım (gülüyor). Gerçekten güzel bir çalışma ortaya çıktı ama. Aslında televizyon dizilerinin dışında sinema filmleri çekmek, tiyatroda var olmak, sahneye oyun koyup rejisörlük yapmak, kamera arkasına geçmek gibi dertlerim var benim…

Yeni dizide “Kızlarım İçin” diyen bir baba olarak izleyeceğiz sizi. Yaşar karakterini sizden dinleyelim…
– Yaşar’ın hayatı, hatta tek var oluş sebebi kızları… Tümüyle onlara adamış kendini. Zaten bir baba ne için yaşar ki? Rahmetli annem “Her adamdan baba, her kadından anne olmaz” derdi. Onun ne kadar haklı olduğunu zamanla, özellikle de baba olduktan sonra anladım. Evet her kadından anne, her adamdan baba olmuyor. Yaşar, tam anlamıyla beş kızı için yaşayan, onlar için canını dişine takan, onları doğru yönlendirmeye çalışan ve babalık görevlerini fazlasıyla yapan biri. Basit bir insan aslında. Hayatı boyunca en çok korktuğu hatta kınadığı şey bir gün dönüp dolaşıp başına geliyor. Yaşar için değil ama eşi için maddiyat ön plana geçiyor. Yoksulluk faktörü bir süre sonra evliliklerinin çatırdamasına ve hatta büyük bir felakete yol açıyor.

ÇOCUK SAHİBİ OLUNCA DÜNYAYA BAKIŞIN DEĞİŞİYOR

İnsan çocuk sahibi olduğunda hayata bakışı değişiyor mu? Sizin değişmiş miydi mesela?
– Bence gerçekten doğru anne, doğru baba, doğru ebeveyn ise söz konusu, kesinlikle hayata bakış değişiyor.

Çok genç oyuncularla aynı settesiniz. Ekiple iletişiminiz nasıl?
– Benim hiçbir zaman genç oyuncularla bir sıkıntım olmadı. Yakaladıkları şansı doğru değerlendirirlerse büyüyebileceklerini, bir basamak daha yukarı çıkabileceklerini düşünüyorum. Karavanıma gelip de bana soru sorduklarında veya telefon açıp da “Şu sahneyle ilgili sıkıntılarım var usta, sen ne diyorsun?” dediklerinde yardım için elimden geleni yapıyorum. Benim gibi tecrübeli bir isimle karşı karşıya olsaydım, bunu değerlendirirdim. Kaldı ki ben de taze kanlardan, gençlerden beslenirim. Onlardan birçok şey öğreniyorum. Sizin atladığınız, göremediğiniz şeyi genç bir adam çat diye gösterebiliyor çünkü… Yani gençleri yanında tutmak, zeki talebeler ile bir arada olmak beni de büyüten, besleyen, donanımlarımı iki üç kat artıran bir şey. O yüzden gençlere çok büyük bir ilgim ve saygım var. Daha doğrusu her insana karşı bu böyle. Hayatımın her noktasında toplumun her ferdi ile bir şekilde yan yana gelip sohbet etmek isterim… Onların dünyasına minik de olsa bir çengel atar, o çengelin ucundan gelebilecek bir şey var mı bakarım. Bir de zaten oyuncu “haymatlos”tur. Haymatlos demek, dünya vatandaşı demektir. Dolayısıyla onun için sınıflar, pasaportlar, insan farklılıkları yoktur. O her kesimden beslenir, öyle de olması gerekir. Yoksa cepten yersiniz.

YORULDUKÇA DAHA ÇOK ÇALIŞIYORUM

Ara vermeden çalışmaya devam ediyorsunuz. Yoğun tempodan yorulmuyor musunuz? Yorulduğunuzda enerjinizi yeniden nasıl topluyorsunuz?
– Nasıl enerji topluyorum; daha çok çalışarak! Enerjim düştüğü anda yeniden tekstin başına geçiyorum, çalışıyorum, enerjim yerine geliyor. Ayrıca setteki insanlarla sohbet ederek, onlarla konuşarak, o insanları ayağa kaldırarak. Yoğun tempoda çalışıyoruz ama sırtımızda taş mı taşıyoruz? Esas yoğun tempoda çalışanlar maden işçileri mesela…

Son olarak izleyicilere neler söylemek istersiniz, neden Kızlarım İçin’i izlesinler?
– Bir babanın hikâyesinden öte insanı anlatan bir hikâye olduğu için. Gerçekten toplumumuzun farkında olmadığı kulak arkası yaptığımız ama televizyonlarda her gün gördüğümüz, çok hayatın içinden bir hikâyeyi anlatıyoruz. Sadece ve sadece samimiyetine inandım. Çok samimi olarak bulduğum bir iş bu yüzden izleyebilirler.

KENDİMİ BİLDİM BİLELİ İNSAN OLMAYA ÇALIŞIYORUM

Beyazperdenin de aranan yüzlerindensiniz. Yakınlarda bir film projeniz olacak mı?
– Bu sene beş sinema filmi teklifi gelmişti, beşinde de çalışmak istedim ama olmadı, kısmet bunaymış. Umarım önümüzdeki yıl bir şeyler olur. Sinema ve tiyatroda olmam gerektiğinin ben de farkındayım.

Hayatta bıkmadan mücadele ettiğiniz bir düşünce veya davranış şekli var mı?
– Mücadele ettiğim değil de uğraştığım şeyi söyleyeyim; insan olabilmek. O çok zor iş. Sanırım ben de ucundan yakalıyorum. Yaş aldıkça daha hassas, daha duyarlı, daha hissiyatlı, daha öngörülü oluyorsun. Ben çocukluğumdan beri vicdanlı olmaya, beyefendi olmaya, mesleğimde başarılı olmaya, aslında özetle insan olmaya çalışıyorum. Zor iş, çok yanıp pişmeniz gerekiyor. Canınız da yanıyor bu olurken, çok örseleniyorsunuz ama vazgeçememekte fayda var.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ