Kenan Ece Röportajı

  • 04 Aralık 2016
  • 428 kez görüntülendi.
Kenan Ece Röportajı

Kenan Ece: Dizilerde Hep Benzeri Rolleri Oynamak Sıktı

Şu sıralar yeni filmi Taksim Hold’em adlı filmden tanıdığımız başarılı oyuncu Kenan Ece Hürriyet Gazetesinden Ömür Gedik’ e çarpıcı açıklamalarda bulundu.

◊ Alman ekolü oyuncu hiçbir işine, röportajına geç kalmaz dedikleri kadar var. Her yere tam zamanında gidiyorsun. Peki bu şehirde trafik olayını nasıl çözüyorsun?
– Ben araba kullanmıyorum zaten. Deniz yolunu tercih ediyorum çoğunlukla. Bir de metro…

◊ Yurtdışında yaşamaktan gelen bir alışkanlık mı?
– Bilmem. Ama imkanlar da arttı. Mesela bavulum çok ağır değilse, Atatürk Havalimanı’ndan Kazlıçeşme’ye metroyla geçiyor, Marmaray’la Üsküdar’a ulaşıyorum. En rahatı…

◊ Yurtdışıyla kıyaslarsan, buradaki toplu taşıma kullanma alışkanlığı ne durumda?
– Daha gidecek çok yolumuz var ama iyi, fena değil.

◊ Viyana’daydın, yeni geldin. Neler yaptın orada?
– Özen Yula’nın yazdığı “Bakarsın Bulutlar Gider” oyununu oynuyorduk. Oyunu Viyana’da yaşayan Ülkü Akbaba isimli bir tiyatro insanı görmüş ve çok beğenmişti. Almanca’ya çevirip, Viyana’da sahnelemek için projelendirdi. Ben de Avusturya Lisesi mezunuyum. Almanca konuştuğumu öğrenince Alman versiyonunda oynamamı teklif etti. Oyunu hem Almanca hem Türkçe sahneledik. 2,5 ay orada kaldım. Toplam 11 oyun oynadık; altısı Almanca, beşi Türkçe…

◊ Daha önce yapılmış mı böyle bir şey?
– Hayır, Viyana’da bu bir ilk. Prova süresi hayli uzundu.

◊ Rol arkadaşın kimdi?
– Zeynep Buyraç… O da Alman lisesi mezunu. Konservatuvarı Viyana’da okumuş, sonra orada kalmış, evlenmiş, çocukları olmuş. 15 yıldır Avusturya’da yaşıyor.

◊ Konusu ne oyunun?
– Muhafazakâr çevrede geçen bir oyun. Betül Hanım’ın kocası Orhan Bey intihar etmiş. Betül’ü büyük acı içinde görüyoruz perde açıldığında. Sonra zil çalıyor ve Orhan’ın bir arkadaşı, yani benim oynadığım Kaya geliyor. “Kocan intihar etmeden bana bir emanet bıraktı, onu getirdim” diyor. Elinde bir mektup. Betül onu içeri davet ediyor ve olaylar gelişiyor. Sonunda da bir sürpriz çıkıyor.

◊ Aşk hikayesi mi, içinde politik bir şeyler mi var?
– Aşk da var. Aslında bu “öteki”nin, ötekileşmenin oyunu. İnsanların birbirini belli formlara sokup, o formlarda yargılamasıyla, önyargılarla ilgili bir oyun.

◊ Sen önyargılı mısın?
– Olmamaya çalışıyorum. Maalesef hepimiz önyargı tuzağına düşüyoruz zaman zaman.

◊ Sana karşı önyargı var mı?
– Vardır muhakkak.

◊ En çok şikayet ettiğin, rahatsız olduğun ne?
– Bu önyargı mı bilmiyorum ama dizilerde hep bir beyaz yakalı tiplemesi uygun görüyorlar bana… Halbuki tiyatroda bir hububat tüccarını oynuyorum. Tiyatroda gelip görseler, illa belli bir kalıba sokmazlar.
DİZİLERDE HEP BENZER ROLLERİ OYNAMAK SIKTI

◊ Oyuna tepkiler nasıldı?
– Bu, Viyana’da başörtülü bir kadının sahne aldığı ilk oyundu. Önyargıları kırmak açısından önemliydi. Ne giydiğin seni insan olarak belli kalıplara sokuyor ama herkes aynı şeyleri yaşıyor ve yaşadıkları karşısında aynı şeyleri hissediyor. Aynı şeyler oluyor ama resimler farklı. Tepkilere gelince…
Türkler kendi dillerinde bir oyun görecek olmanın sevinci ile geldi, çok ilgi gösterdiler. Avusturyalı seyircinin enerjisi ise çok ilginç geldi.
Şikayet değil bu tabii ama Türk seyirci bazen seyrediyor, bazen çıkıyor, bazen telefonuyla oynuyor ya da fotoğraf çekiyor. Avusturyalı seyirci tam konsantre izliyor, sanki sahnede oyunun içindeler.

◊ Bunun devamı gelecek mi? Avrupa’nın diğer şehirlerinde olabilir mesela….
– Bakalım. Belki Almanya olabilir. İsviçre’yi de içine alan turne planları var ama daha kesinleşmedi.

◊ Beyaz yakalı şikayetine dönmek istiyorum. Peki nasıl bir karakter canlandırmak istersin?
– İlla oynamak istediğim bir şey yok. En son “Taksim Hold’em” diye bir film çektim. Orada çok farklı bir karakter oynadım. Vizyona ne zaman gireceği belli değil. Festivallere gönderiliyor şu anda. Aslında söylediğim bu şey dizilerle alakalı. Dizilerde yapımcılar çok fazla riske girmek istemiyor.
Kendilerine göre haklı da olabilirler. Ama tabii hep de benzer roller gelince insan sıkılıyor. Bir kalıba sokuluyorsun. Seyirci de bir süre sonra seni öyle zannetmeye başlıyor. Üstelik beyaz yakalı değilim, işadamı değilim.

◊ İyi de işletme okumamış mıydın sen?
– Ekonomi okudum ama ekonomi alanında çalışmak gibi bir niyetim hiç olmadı.

◊ Neden sevmiyorsun?
– Sevmiyor değilim. Ama ben küçük yaşlardan beri ne yapmak istediğimi biliyordum. İlkokuldayken Zeki Alasya, Metin Akpınar taklitleri yapardım. Annem video kasetten CD’ye çektirmiş, geçen gün seyrettim hatta. Hep oyuncu olmak istiyordum yani.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ