Uraz Kaygılaroğlu Röportajı

  • 05 Ocak 2017
  • 504 kez görüntülendi.
Uraz Kaygılaroğlu Röportajı

Uraz Kaygılaroğlu: Baba Olmak İstiyorum

Şu sıralar Baba Candır adlı diziden tanıdığımız başarılı oyuncu Uraz Kaygılaroğlu Hürriyet Gazetesi Kelebek eki ile bir röportaj gerçekleştirdi.İşte başarılı oyuncunun açıklamaları;

◊ Çocuk sahibi olmak nasıl bir duyguymuş? – Ben galiba 18 yaşından beri baba olmak istiyorum. Babamı 4 yaşında kaybettim. Babasız büyüyen bir çocuk olarak özlemim vardı hep. “Ben birine baba olayım da kendimde eksik gördüklerimi ona yaşatayım” gibi bir isteğim, hissiyatım olmuştu. Bir de hep oğlum olacak diye düşündüm. Kızım olacağına ihtimal dahi vermedim hiç.
◊ İkinciye belki?- Belki de… Adı belliydi, babamın adı olan Mehmet Ali koyacaktık, “Mali falan deriz” diyorduk. Kısaltması bile hazırdı yani! Pat dedi kız oldu. İsim bile düşünmemiştik. Melis (eşi Melis Kaygılaroğlu) “Kız olursa Ada koyarız” demişti, ben pek üstünde durmamıştım. Düşünmedim bile, o kadar bir eminlik…

 

Ada’nın özel bir anlamı var mı sizin aranızda?

– Melis Antalya-Kaş’ta büyümüş. Orası yarımada. Öyle bir çağrışımı olsa gerek. Ama aslında Ada güçlü bir şey. Denizin ortasındaki tek yaşam alanı. Etrafında hiçbir şey olmadan ayakta durabilen, bir şeyler üreten ve gelen misafire bir şeyler sunabilecek olan güçlü bir yapıyı simgeliyor. Herkes adaya ulaşmak ister ya hani. Öyle bir durum. Herkes Ada’ya ulaşmak istemesin tabii ama, kız babasıyım en nihayetinde. Neyse, bir 10-15 sene daha rahatım o konuda diye düşünüyorum (gülüyor).

◊ O halde klişe geliyor: Siz bir adaya düşseniz yanınıza alacağınız üç şey ne olur?

– Kızımı almam herhalde. Ben orada zorluk çekerken onun da zorluk çekmesini istemem (gülüyor).

◊ En başından komedide bulmuşsunuz kendinizi.

– Ama bundan önceki dizi komedi değildi. “Yedi Güzel Adam” diye bir iş yaptık. Dönem işi olması cezbetti; kostümler, İspanyol paçalar, yüksek beller.

◊ Kostüm departmanıyla nasıl ilişkiniz?

– Çok seviyorum. Sanat ve kostüm bence diziyi yaşatan şeyler.◊ Gerçek hayatta nasıldır modayla aranız? – Severim giyinmeyi. Çünkü 25 yıl giyinemedim ben. Şişman olduğum için eskiden. Beğenip beğenip, “Bu bana olmaz ki” derdim. Kilo verince istediğim gibi giyinir oldum (gülüyor).

◊ İlk kilo vermeye başladığınız dönemi nasıl hatırlıyorsunuz?

– Çalışmadığım bir döneme denk geldi. O yüzden zor olmadı. Fenerbahçe sahilde oturuyorduk annemle o dönem, önce Caddebostan’a kadar yürüyordum. Sonra mesafeyi artırarak Bostancı’ya kadar gider oldum. Her gün sahilde bir-bir buçuk saat yürüyüşlerle öyle bir serüven oldu benim için. Düzenli bir program yapınca sonuç alıyorsunuz.

Sette yediklerinize dikkat edebiliyor musunuz?

– Ediyorum. Set yemeği bana uygun değilse dışarıdan söylüyorum. Taviz yok.

◊ 40 kilo büyük bir rakam, bambaşka bir insana dönüşmüş gibi hissediyor musunuz?

– Evet. Kariyerim ikiye ayrıldı, öncesi ve sonrası diye. ◊ Nedir en büyük değişiklik peki gelen rol teklifleriyle ilgili?- Şişmansan bu ülkede kimse sana âşık rolü yazmaz. Hayatta biriyle sevgili olamazsın. Hikayenin kahramanı olamazsın. Bir şeyi başaran değil başaramayan adamı oynarsın. Başarana yardımcı olan adamı oynarsın. Bizde böyle en azından, ama örneğin Amerika’da yazılıyor şişmanlara başrol, ülkenin çoğu obez olduğu için belki de…

◊ Neler izliyorsunuz televizyonda?

– Bu sıralar “Peaky Blinders” izliyorum. Ondan önce “The Crown”ı izledim. Bayağı iyiydi. “House of Cards” da yine en sevdiklerimden.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ